Powered by Joomlamaster.org.uatogether with Joomstudio.com.ua

 

                                                                                                                                                                                          Az (1) Ru (1) En (1)

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) 34. kuruluş yıl dönümü Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de resepsiyonla kutlandı.

KKTC'nin Azerbaycan Temsilcisi Ufuk Turganer'in (solda) ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona,

Azerbaycan Diasporadan Sorumlu Devlet Komitesi Başkanı Nazim İbrahimov, Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral,

Askeri Ataşe Tuğgeneral Zafer Ocak, milletvekilleri, Azerbaycan'da faaliyet gösteren Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri,

iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı.

https://anadoluimages.com/p/13192433

Friday, 10 November 2017 00:00

The Dark Centennial of the Russian Revolution

Written by
Thursday, 09 November 2017 00:00

KKTC - Türkiye Arasında Yeni Ticaret Anlayışı

Written by

Cuma günü, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun ile T.C. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi arasında Ankara’da yapılan “Gıda ürünleri ile endüstri ürünlerinin gözetime tabii tutulmadan, gümrükten muaf tutularak ihracatına ilişkin anlaşma” ve söz konusu anlaşma sonrası yapılan geleceğe yönelik mutabakatlar çok önemli.

Bakan Atun’un, KKTC ve Türkiye arasında senelerdir yapılmakta olan ithalat ve ihracat işlemlerinde yıllardır yaşanan sorunları tespit ederek, masaya koyması ve mevcut sorunların çözümü ile geleceğe yönelik tedbirlerin alınması girişimine belli ki Türkiye Cumhuriyeti hükümeti her zamanki gibi olumlu, hatta çok olumlu yaklaşmış.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin bu toplantı sonrası yaptığı açıklamada “KKTC üzerindeki haksız uygulamalar ortadan kalkana kadar ayrıcalıklar sunmaya devam edeceklerini”  söylemesi Türkiye’nin KKTC’ye şimdi var olandan çok daha fazla önem verdiğinin ve olası bir çözüme kadar da Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin tüm nimetlerinden faydalanmasını öngörüyor. BM Güvenlik Konseyinin, insanlığın yüz karası 18 Kasım 1983 tarih ve 541 numaralı kararı sonrasında Kıbrıs Türk halkına uygulanan acımasız ambargolar nedeni ile ellerinden alınan dört özgürlüğün ve kısıtlamaların olumsuz etkilerini iyice azaltmaya yönelik tedbirlerin düşünüldüğü ve sıra ile uygulamaya konduğu kesin.

Bu toplantıda alınan kararlar gerçekten çok radikal. Bilmekte fayda var.

Dalgalanan döviz kurları nedeni ile geçmişte, Türkiye’den yapılan ithal ürünlerde, faturalamanın Dolar üzerinden yapılması nedeni ile yaşanan enflasyonist etkileri azaltmaya, KKTC’nin ihracatını da arttırmaya yönelik alınan söz konusu karar, çok önemli bir gelişme.

Türkiye ile KKTC arasındaki ticarette, KKTC’de üretilen gıda ürünleri ile endüstri ürünlerinin gözetime tabii olmadan, gümrükten muaf tutularak Türkiye’ye ihraç edilebilecek olması, yerel sanayimizin gelişmesine ve büyümesine büyük bir destek olacak. KKTC’de üretilen mallar, Türkiye’de yurt içinde üretilmiş gibi işlem göreceğinden dolaşımı serbest olacak. Buna ilaveten ithalat ve ihracatta sadece Türk lirası kullanılabileceği fikrinin ortaya atılması ve kısa bir zaman dilimi içinde de gerçekleştirilecek olması büyük bir gelişme. Türkiye’den yapılacak ithalatta ve Türkiye’ye yapılacak ihracatta, maliyetin küçük bir oran dahi olsa yükselmesine neden olan bankalarda yapılan işlemlerin de gözle görülür bir şekilde azalacağı kesin.

Bu uygulamanın yürürlüğe girmesinden sonra KKTC’den Türkiye’ye yapılacak ihracatın 2018 yılının sonunda 100 milyon doların üzerine çıkarılması hedefi ise mevcut ihracat miktarının önümüzdeki 13 ay içerisinde neredeyse 3 kat artacağını öngörmekte. Ve bence en önemli uygulamalardan bir tanesi de, KKTC’de ticari faaliyet gösteren kişi veya şirketlerin, Türkiye’den satın aldıkları ürünlere yönelik KDV muafiyeti konusundaki problemlerinin çözülmesinin masada olması. Bu uygulama, KKTC’de ellerinde acentelikler olmayan veya büyük boyutlarda ithalat yapamayan ithalatçıların Türkiye piyasasından satın alarak KKTC’ye ithal ettikleri ürünlerin perakende satış fiyatlarında asgari yüzde 15 düşüş getirecek.

Tüm bu gelişmeler aklıma, ABD, Kanada ve Meksika arasında imzalanan NAFTA’yı (North America Free Trade Agreement) ve 2010 yılında çalışmaların başlatıldığı Türkiye, Suriye ve Lübnan arasında, ürünlerin, sermayenin, kişi ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve tüm işlemlerde Türk Lirasının kullanılması anlaşmasını getirdi. Uygulanabilseydi, bugün, Türkiye, Suriye ve Lübnan arasında Türk Lirasının kullanıldığı ortak bir ekonomi olacaktı. Ki; böylesi bir uygulamanın “Dolar” adına kötü bir örnek olacağı, dünya ticaretinde Dolar’ın tahtını sallayacağı ve diğer komşu ülkelere de sıçrayabileceği korkusu nedeni ile 2011 yılının Mart ayında başlayan Suriye Baharı’nın kasten Dolarcılar tarafından başlatıldığı iddiaları da sık sık dile getirilmekte...

Türkiye’den TL ile ithalat ve ihracat, bence günümüzün en önemli gelişmelerinden ve kazanımlarından bir tanesi..  

Prof. Dr. Ata ATUN

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

http://www.turkishny.com/authors/257094-prof-dr-ata-atun/257094-prof-dr-ata-atun

Tuesday, 07 November 2017 05:46

Azerbaijan Beats Russia, Takes Lead In Crete

Written by
Wednesday, 08 November 2017 00:00

Lord Balfour’s Burden

Written by
Tuesday, 07 November 2017 00:00

Wipe the Soviet Union Off the Map

Written by
Wednesday, 01 November 2017 06:41

The great Algerian Revolution is unique in the World

Written by
Monday, 16 October 2017 06:35

Baku and Minsk expand military cooperation

Written by
Friday, 13 October 2017 00:00

Transparency in Weapon Imports

Written by
Thursday, 12 October 2017 04:26

The Hero from the Land of Trakai Castle

Written by
Wednesday, 11 October 2017 07:03

BAŞİKA'YI MOSSAD ÜSSÜ YAPMAK İSTİYORLAR

Written by
Monday, 09 October 2017 07:15

THERE WERE THREE DAYS LEFT BEFORE THE COUP.

Written by
Tuesday, 03 October 2017 00:00

TANAP Projesi hız kazanıyor…

Written by
Monday, 02 October 2017 05:34

Iran’s Kurds are growing restless, too

Written by
Friday, 29 September 2017 08:08

Why Iranian Kurdish Groups Remain Politically Weak

Written by
Thursday, 28 September 2017 05:02

Is Shia Revival A Reality or A Project?

Written by
Monday, 25 September 2017 00:00

SÜMERCE ve ETRÜSKÇE ARKAİK TÜRK DİLLERİDİR

Written by
Thursday, 21 September 2017 05:47

Erdoğan, Yahudi kuruluş temsilcileriyle buluştu

Written by
Monday, 18 September 2017 06:42

Is there Really a Turkey-Iran Rapprochement?

Written by
Wednesday, 13 September 2017 07:02

Turkey Defends Iranian Transactions

Written by
Thursday, 07 September 2017 08:18

Iran, Israel and the Big Mess in Washington

Written by
Tuesday, 05 September 2017 06:48

Nazis and Hipsters

Written by
Wednesday, 30 August 2017 00:00

Barzani’ye Kırım Referandumu Yol Göstermiştir

Written by
Tuesday, 29 August 2017 07:00

«ЎЗБЕКЧИЛИК» 1-бўлим.

Written by
Thursday, 24 August 2017 05:34

PKK, KERKÜK’TE KÖK SALIYOR…

Written by
Thursday, 24 August 2017 00:00

Poll: Israelis among happiest employees

Written by

Prof. Dr. Ata ATUN

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani geçmiş aylarda yaptığı açıklamada “Kürt halkı için referandum yolu ile gelecekleri hakkında vermenin zamanı gelmiştir ve ortam da uygundur” diyerek, Kürtlerin gelecekleri konusunda karar verme zamanının geldiğini uluslararası kamuoyuna işittirmişti. DEAŞ’ın karşı çıkmasına ve IKBY bölgesinde uzun zamandan beridir sürmekte olan ekonomik bunalıma ve sıkıntılara rağmen bu açıklamanın siyasi devamı çabucak geldi. Mesut Barzani Erbil Kentindeki başkanlık ofisinde kabul ettiği Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve beraberindeki heyete özellikle IKBY’nin kaderini tayin edecek “Bağımsızlık Referandumu” konusunun açtı ve “Dünyanın IKBY halkının kendi geleceği hakkında vereceği karardan haberdar olabilmesi için yakın bir zamanda bağımsızlık referandumu düzenleyeceklerini” resmen BM Genel Sekreterine ve yanındaki heyete söyledi.

Senkronize olarak Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Irak Parlamentosundaki seçilmiş Milletvekili Erdelan Nureddin de, Irak hükümeti yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, “Bağımsızlık Referandumu”nun Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi parlamentosu için 2017 yılının Eylül ayında yapılacak Milletvekili ve Başkanlık seçimleriyle birlikte gerçekleştirileceğini açıkladı. Böylece Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde yapılması için uzun zamandır çaba harcanan “Bağımsızlık Referandumu”nun adı da konmuş oldu.

 

Bu referandumun yapılabilmesi için öncelikle bağımsız bir “Seçim Kurulu”nun oluşturulması olmazsa olmaz bir uluslararası kural. Bu yapılmazsa oylama “Diktatörlük” veya da “Dernek Seçimi” olarak addediliyor.

Gerçekte Başkan Barzani’nin yaptığı açıklamanın devamı da var. Barzani “Yapılacak bu referandum devlet ilanı amaçlı değildir. Daha ziyade bağımsızlık konusunda Kürt halkının isteğini belirlemek ve Kürt liderlerin uygun bir zamanda ve koşulda Kürt halkının isteğini yerine getirmeleri konusunda ne düşündüklerini saptamak içindir” diyerek gerçek niyetini de saklamıyor.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Meclisinin eski başkan yardımcısı Aso Karim’in açıklaması ise çok dikkat çekici. “Merkezi Irak hükümeti ile Federalizm denememiz hiç başarılı olmadı. Hiçbir sorunumuz çözülmedi. Özellikle de Şiiler Anayasayı dikkate almadılar, kafalarınca takıldılar. Kürtler olarak bizler, daha başka yöntem ve formül bulmak zorundayız. Aksi takdirde bizim yasal ve politik statümüz hiç ilerleme göstermeden olduğu gibi kalacaktır.” Aso Karim’im sözleri, Eylül ayında yapılması planlanan referandumun gerekçelerini ortaya koyuyor.

IKBY Başkanı Mesut Barzani’nin babası olan Molla Mustafa Barzani, 1946 yılında Kürdistan Demokratik Partisini, Irak hükümetinden otonomi elde etmek için kurmuştu. Oğlu mesut Barzani’ye de “Başkanlık” görevini 1979 yılında devretmişti. 2000’li yıllara kadar oğul Barzani “Bağımsızlık” kelimesini ağzına almadı ve hiçbir yerde bağımsızlığa değinmedi. Ne zaman Kürt Bölgesi Irak Anayasasında yerini aldı ve Kürtler kendi başlarında ayakta durmaya başladılar, o vakit Merkezi Irak Hükümeti ile araları soğumaya başladı. Ekonomik sıkıntılar bağların kopmasını hızlandırdı ve Kürtler her fırsatta “Bağımsızlık” kartını ortaya koydular.

Küresel ve bölgesel gelişmeler, bağımsızlığı ilanı için Referandum yapılmasına izin vermiyor ama Kürdistan Demokratik Partisi ile Kürdistan Vatansever Birliği’nin aldığı bu ortak karar, bu sefer, ne pahasına olursa olsun “Bağımsızlık Referandumu”nun yapılacağına işaret etmekte.

Genel kanı ABD, AB ve diğer devletlerin bu referandumu şimdilik tanımama eğiliminde oldukları, İsrail’in ise destek verdiği şeklinde. Sonucu bekleyip göreceğiz ancak bundan 34 yıl önce bağımsızlığını ilan etmiş olan KKTC’yi tanımamak için elden geleni yapan ABD ve AB, emsal teşkil edecek bir karara imza atıp, her zamanki ikiyüzlülüklerini ortaya koyacak gibi görünüyor….

 

http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/05/21/kurtler-bagimsizlik-ve-taninma-istiyor-ya-biz-prof-dr-ata-atun/

Wednesday, 23 August 2017 05:30

Can Putin keep Hizballah from Israel’s borders?

Written by
Page 1 of 11

LATEST NEWS