Powered by Joomlamaster.org.uatogether with Joomstudio.com.ua

 

                                                                                                                                                                                          Az (1) Ru (1) En (1)

Friday, 14 December 2018 09:55

Azerbaijan important link in new Silk Road

Written by
Thursday, 13 December 2018 06:30

Soçi’de Fıratın doğusu ile ilgili alınan karar

Written by
Wednesday, 12 December 2018 06:14

ABD’den Kıbrıs’ta yeni girişimler

Written by

Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, daha doğrusu Kıbrıs’ta Yunanistan’ın açgözlülüğü sebebiyle uçup giden “Batı blokunun egemenliğinin tekrar kurulması” yolunda ABD’nin ve AB’nin ayak oyunları bitmek bilmiyor.

Şimdi gündem; BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un müzakereleri başlatmak için attığı adımlar ve ABD’nin Güney Kıbrıs’ta yeni askeri üsler kurmak adına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yürüttüğü görüşmeler.

ABD, hem kara, deniz ve hava kuvvetlerini yasal bir şekilde adanın Rum kesimine yerleştirmek istiyor, hem de adada Rum üniter devleti kurdurup, Rumlara vekalet vererek kendisi ortalarda gözükmeden adayı yönetmek istiyor. Gerçekten çok akıllıca ve dahiyane.

BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute, büyük bir olasılıkla 24-25 Aralık tarihlerinde kutlanacak olan Noel’den evvel Kıbrıs’a gelecek. Özel Danışman Lute’nin, Kıbrıs sorununa ABD’nin istediği şekilde bir çözüm bulmak konusunda acelesi olduğu kesin. Adaya geldiği gün KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine zaman dilimi olarak 15 ay kalmış olacak. Asgari üç aylık propaganda dönemi içinde ciddi sonuçlara yol açabilecek veya önemli başlıklar içerek müzakerelerin yapılmasında fayda olmayacağı ve elle tutulur bir sonuç alınamayacağı için portföyündeki müzakerelere yönelik verimli kullanabileceği süre sadece 12 ay olacak.

Lute’nin önünde iki önemli konu var.

Birisi güya kendisi ile ilgili değil ama gerçekte çok ilgili. Ajandasında ilk sırada yer alan Kıbrıs Rum Kesiminde ABD askeri üslerinin kurulması ve yasal olarak ABD askerlerinin adada konuşlanması.

Diğeri de her tür ayak oyununu ve aldatmacasını kullanarak, gerekli aşamalarda tehdit ve şantaja da başvurarak içeriğinde Türkiye’nin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında yer alan garantörlüğünün kaldırılmasını, aynı şekilde 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasında yer alan İttifak Anlaşması ile adada yasal olarak bulunan Türk Alayının geri gönderilmesi için İttifak Anlaşmasının iptal edilmesini ve Garanti Anlaşması EK I, Madde 4 uyarınca adada yasal olarak bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerinin (Kolordu) Türkiye’ye geri dönmesini içeren müzakere gündemini taraflara kabul ettirip, ucu açık ve takvimi olmayan yeni bir müzakereyi, seçimlerde kim kazanırsa kazansın devam etmek zorunda kalacak bir şekil ve yöntemle başlatmak.

BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’nin adaya geliş hedefi ve misyonu ile kendisine verilen görev tanımı aynen bu şekilde. Cebindeki takvim de bu program ve hedefe milimi milimine ayarlanmış durumda.

Öte yandan, Rum lider Anastasiadis ve yönetimindeki Rum Hükümetinin, ABD hükümetine, Kıbrıs adasında İngiltere’nin egemen toprağı konumundaki Ağrotur (Akrotiri) ve Dikelya askeri üslerine ilaveten, bir başka bölge veya yerde askeri üs kurması için izin vermesi, Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 (Uluslararası) Anayasasına aykırı olmasına ilaveten adada yasal olarak bulunan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerinin (Kolordu) geri gönderilmesi taleplerine de aykırı ve zıt.

Belli ki, Kıbrıs Rum Yönetimi, AB üyesi olmasının avantajlarını kullanarak, Türkiye’ye karşı diplomatik ve sıcak bir savaş başlatmadan evvel, ABD’yi de yanına çekerek, Türkiye ile AB ile ABD’nin kanatları altında mücadele etmeyi hedefliyor.

Anastasiadis’in unuttuğu, daha doğrusu unutması için dualar ettiği, Rusya’nın bu gelişmeye göstereceği tepki. ABD’nin Kıbrıs’taki askeri yapılanma planına Rusya’nın tedbir amaçlı bazı karşılıklar vereceği kesin. Rusya, Kıbrıs adasında böylesi bir yapılanmanın bölgedeki istikrarı kötü etkileyeceğine, adanın daha fazla askerileştirilmesinin ve ABD ile NATO’nun dahil olduğu bu tür planların, ada için kaçınılmaz bir şekilde tehlike ve istikrarsızlığa yol açacağına inanmakta.

Hatırlatalım; 1974 Barış Harekatında son sözü ABD’nin aksine Rusya (SSCB) söylemişti ve Türkiye’nin önünü açmıştı. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu sözünü yineletecek gelişmeler ışığında, son söz gene Rusya ve Türkiye’de olacak gibi görülüyor... 

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

e-mail: //e.mail.ru/compose?To= This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. " rel="noopener"> This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Wednesday, 12 December 2018 05:27

GÜRCİSTAN SEÇİMLERİ VE BORÇALI TÜRKLERİ

Written by
Monday, 10 December 2018 07:09

Circassians in Iran

Written by
Friday, 07 December 2018 06:37

After 2018 US midterm elections, what’s in store?

Written by
Thursday, 06 December 2018 07:38

China, Japan, and Trump’s America

Written by
Wednesday, 05 December 2018 00:00

Israeli Democracy Index 2018

Written by
Wednesday, 05 December 2018 00:00

KKTC’de büyük tehlike: Maronit açılımı

Written by

Dr. Yurdagül ATUN

 

KKTC Cumhurbaşkanlığından, Maronitlerin KKTC’ye dönmesi için gerekenlerin acilen yapılması yönünde bir uyarı geldi bazı dairelere.

Müsteşar Gürdal Hüdaoğlu'nun, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na ayrı ayrı iletilen yazısında, Gürpınar, Karpaşa ve Özhan köylerinin altyapı işleri için toplam 9 milyon 820 bin 891 lira, 7 kuruşluk keşif bedeli belirlediği ifadeleri ile arazide yapılan çalışmalar sonucunda söz konusu köyler için altyapı kapsamında keşif raporları ve haritaların hazırlandığı yani kaynağın hazır olduğu belirtiliyor.

Özetle, “Cumhurbaşkanlığı'nda 26 Temmuz 2017'de gerçekleştirilen üst düzey toplantıda karara bağlanan ve kamuoyuna duyurulan Maronit Açılımı çerçevesinde Gürpınar, Karpaşa ve Özhan köylerinin yerleşime hazır hale getirilmesi için, planlanan çalışmaların tamamlanması gerekmektedir. Mali kaynak yaratılmasına imkân sağladığı anlaşılan yeni koşullarda gerekli projelerin ivedilikle tamamlanması büyük önem taşımaktadır” diyor Hüdaoğlu.

Crans-Montana sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Kıbrıs Türk tarafının “ne olur vazgeçmeyin” niyetiyle beyan ettiği bir dizi açılımdan biri bu.

Öyle “aman gelsinler, ne olacak ki” sözleriyle geçiştirilmeyecek bir durum bu Maronit açılımı. İyiniyet göstergesi olarak ortaya konan en küçük adımı dahi atmayan Rumlara bir jest olmaktan öte, KKTC’nin toprak bütünlüğünün iğfali aynı zamanda.

Buradaki tehlikenin büyüklüğüne ve nedenlerine geçmeden önce, Maronitlerin, Gürpınar Muhtarı Parteslis Hacıfessas’la birlikte 2012 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu ziyaret ederek, köylerine dönme isteklerini dile getirdiklerini, Eroğlu’nun ise, "Şu anda hemen gelin diyecek pozisyonda değilim, bunun değerlendirilmesi lazım" dediğini, sonrasında bu konuyu gündeme dahi getirmediğini hatırlatmak gerek.

Eroğlu gitti, Rum taleplerinin kutsandığı bir döneme girildi.

Gelelim esas konuya;

Bundan 20 gün kadar önce Güney Kıbrıs’ta, Maronitler, Rumlar ve Kıbrıs Türkleri arasında bir toplantı gerçekleşiyor. Gürpınar Muhtarı Partelli Hacıfesa bu toplantıda yaptığı konuşmada, “Kıbrıslı Türklerin, Başsavcılığının, kuzeydeki bütün mülklerinin Maronitlere verilebileceğini söylediği bilgisini ilettiklerini” iddia ediyor.

Bu toplantıda ayrıca, Gürpınar'daki Maronitlere ait binaların yüzde 20'sinin Kıbrıslı Türklere tapulandığı, bu binaların dahi yasal sahiplerine geri verileceğini, bugünkü kullanıcılarına ise tazminat ve/veya başka mülk verilebileceği teyidinde bulunulduğu ileri sürülüyor.

Üstelik bu evlerin/binaların bakım ve onarımları ile altyapı çalışmalarının da Türklere ait olacağı!

Öncelikle bunun, müzakerelerin en çetrefilli konusu olan “mülkiyet” konusunda Rum tezlerinin kabulü olan bir açıklama olduğunu söyleyelim zira Kıbrıs Türkleri Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dönemine kadar mülkiyet konusunu hep takas ve tazminat üzerine şekillendirmişler, Kıbrıs Türklerini tekrar göç etmeye/yer değiştirmeye zorlayacak her türlü talebi ellerinin tersiyle itmişlerdi.

Bugün “üç-beş Maronit’ten bir şey olmaz” diyenler, takas ve tazminatla birlikte, “iade” tuzağına düşüleceğini ve bu uygulamanın “emsal” teşkil ederek, Kıbrıs Türklerinin ellerini zayıflatacağını ve Kıbrıs Türklerinin yeniden evinden barkından edilmesine kapı açacağını idrak edebilmeli.

Bir başka mühim ve gözden kaçan konu, her fırsatta Rum idaresi altında yaşamaktan memnun olduklarını vurgulayan Maronitlerin ne sebepten Türk tarafından yaşama sevdasına düştükleri. Rum Meclisi’ndeki Maronit Temsilcisi Yiannakis Musas bundan birkaç yıl önce, Maronit toplumunun belirli bir stratejiye (!) sahip olduğunu ve köylerine dönmenin tek yol olduğunu düşündüğünü belirtmiş ama Maronit toplumun, 1960 yılında Kıbrıs Rum tarafına ait olmayı kabul ettiğini, Kıbrıs Rum toplumuna ait olmaya devam etmek istediklerini ve bu isteğe saygı duyulması gerektiğini de ifade etmişti!

Adam açıkça söylüyor; Türk tarafında yaşamak istiyoruz ama Rum yönetimi altında!

Maronitlerin Rum Meclisindeki şimdiki temsilcisi Andonis  Hacirusos da Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’e, “Maronit   Cemaatinin   hedefi, köylerine, mallarına  ve kiliselerine geri dönmektir. Vatanın yeniden  birleşmesi için belirleyici  öneme sahip kritik bir dönemden geçtiğimizin  bilincindeyiz. Bu zor çabada Maronitler olarak sizin tarafındayız” dedi ve “Maronitlerin, Özhan ve Gürpınar’a derhal  yerleşmek ve olası bir siyasi çözümde Rum oluşturucu devletçiğinde olmak istediğini” de konuşmasının sonuna ekledi.

Görüldüğü gibi Maronit açılımı, Türk tezlerinin yerle bir edilerek, Rum taleplerinin yerine getirilmesi demek. Rum yönetiminde yaşamak isteyen Maronitler, Türk tarafına gelerek evlerine yerleştikten sonra sırada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarının adım adım, “gerçek sahiplerine” iddiasıyla Rumlara verilmesi var. Peki İngiliz İdaresi döneminde Rumlara verilen Türk toprakları, 1950-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerinin yakılıp yıkılan köyleri, Ortega Raporunda yer alan maddi manevi kayıpların tazminatları ne olacak diye soran yok. Türk düşmanlığı atağı geçirenlerin bu durumu görmezden gelmesi normal ancak Kıbrıs Türklerinin bu adada verdikleri varoluş mücadelesini, 1950-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerine yaşatılan zulümleri ve bir alacak verecek davası varsa alacaklı tarafın Türk tarafı olduğunu bilenlerin buna sessiz kalması kabul edilebilir değil. Kıbrıs sorununda Rum tarafını romantize edip, bizim tarafı şeytanlaştıran Batı’dan adalet ve lehimize bir davranış bekleyemeyeceğimize göre, üzerimizdeki ölü toprağından kurtulmamız, muhakeme edebilmemiz, kar-zarar hesapları yapabilmemiz, Rum’un avukatlığına soyunmak yerine kendi haklarımızı savunmamız gerek, hem de acil olarak…

Son olarak, Güneyden Kuzeye göçmek isteyen kafası karışık Maronit kardeşlerimize bir hatırlatma; Tamam Rum yönetiminde yaşamak isteyebilirsin de burası Türk yönetimi. Rahmetli Rauf Denktaş’ın son günlerinde söylediği üzere, bağımsız bir cumhuriyet üstelik. Size ne vaat edildi bilmiyorum ama hem öyle, hem böyle olmuyor. Rum tarafında yaşamaktan memnun değilseniz, buyurun gelin, ev alın, yatırım yapın, Türk idaresi altında yaşayın ama “dur k…a yer edeyim, sonra sana neler edeyim” yok. Bilmem anlatabildim mi?

Not:  Maronitler, 9. ve 13. yüzyılda Levant'tan dinsel ve siyasi çatışmalar sebebiyle kaçarak, Kıbrıs'a yerleşen Hristiyan Araplar. Maronit açılımıyla 1200 civarında Maronit’in KKTC’ye yerleştirilmesi hedefleniyor. 1200 sayısı, -iki kişiden hesap edilirse-600 konutun iadesi anlamına geliyor.

Tuesday, 04 December 2018 00:00

Only Orthodox Church Can Save Kryashens as a Nation

Written by
Monday, 03 December 2018 08:35

اكو، 1 ديسمبر، أذرتاج

Written by
Friday, 30 November 2018 10:13

BÜYÜK BOZKIRIN YEDİ ÖZELLİĞİ

Written by
Friday, 30 November 2018 07:50

National Heritage of Azerbaijan: Basgal and Kalagayi

Written by
Thursday, 29 November 2018 06:43

Islamic thought: pending renovation

Written by
Tuesday, 27 November 2018 06:56

ابعاد پنهان ناپدید شدن خاشقچی

Written by
Monday, 26 November 2018 07:38

Keepers of artifacts. Yardimly

Written by
Thursday, 22 November 2018 06:24

Forgotten Zykh

Written by
Tuesday, 20 November 2018 07:40

Turkish Cyprus celebrates 35th anniversary

Written by
Greek Cypriot ‘intransigence’ responsible for lack of resolution, says Turkish vice president
 
 
 
 
Monday, 19 November 2018 06:23

FETO leader's extradition to Turkey on agenda again

Written by
Monday, 12 November 2018 07:12

World leaders to mark 100th anniversary of end of WWI

Written by
Thursday, 08 November 2018 00:00

Moğollar ve Mevlana

Written by
Wednesday, 07 November 2018 07:24

One-way ticket for Armenian "tourists" to Turkey

Written by
Thursday, 01 November 2018 09:20

Shining star in global politics: Turkey

Written by
Thursday, 01 November 2018 09:17

Historical roots of 'European Islam'

Written by
Friday, 26 October 2018 06:48

İf we feeling stressed

Written by
Wednesday, 24 October 2018 08:28

Political dimensions of Iran’s economic ordeal

Written by
Friday, 19 October 2018 06:07

Erdoğan'ın Washington-Brunson-Ukrayna Oyunu

Written by
Friday, 19 October 2018 05:50

Diplomaside almadan verilmez

Written by
Thursday, 18 October 2018 08:30

Journalist Khashoggi's disappearance still a mystery

Written by
Tuesday, 16 October 2018 09:57

TURKISH LANGUAGE AND THE NATIVE AMERICANS

Written by
Tuesday, 16 October 2018 09:29

40 maps that explain the Middle East

Written by
Page 1 of 16

LATEST NEWS